Geçtiğimiz haftalarda Gastronomi Günleri vesilesiyle 3 gün Çorum’daydım. Karayolu ile yaptığım Karadeniz yolculuklarım sırasında çok kere Çorum’dan geçmiş ancak bugüne kadar hiç kalmamıştım. Mutfağına ilişkin bilgim de -bu seyahatime kadar- leblebisi, Kargı tulum peyniri, İskilip dolması ile sınırlıydı.

Çorum Mutfağı’nı tanımaya, birkaç yıl önce aldığım, Nilhan Aras’ın “Çorum Mutfağı’na Güzelleme” kitabı ile başladım. Kütüphanemde olsa da, insan o yemekleri görmeden, tatmadan zenginliği anlayamıyor.

Yemekleri uzun uzun yazacağım; önce bu mutfağı bu denli detaylı tanımamızda hem bilgileri hem yaptıkları yemekler ile yardımcı olan Asuman Albayrak, Meryem Kadife ve kızı Elif, Sultan Örten ve emeği olan herkese teşekkür ederim. Bu zenginlik karşısında insan çok şaşırıyor, biraz da hayıflanıyor. Çorum, mutfak kültürüyle, ona gönül vermiş insanlarıyla daha fazla ilgiyi hak ediyor.

Corum-AsumanAlbayrak-MeryemKadife-mbcb

(Soldan sağa: Meryem Kadife, Asuman Albayrak, Sultan Örten ve Meryem’in kızları)


Gelelim yemeklere; hepsini anlatmak mümkün değil. 3 gün boyunca yediklerimi yazmaya çalışsam kitap olur. O yüzden bu mutfağın öne çıkan, benim özellikle beğendiklerimi ve yerel ürünlerini yazacağım. Ardından da birkaç restoran önerim olacak.

Kargı tulum peyniri*
Sadece Çorum’un Kargı ilçesinin yaylalarında yapılan bir peynir. Hazırlanması aylar sürüyor. Mayıs başında yaylalara çıkıldığında yapılmaya başlanıyor, ekim ayına kadar devam ediyor. Geçmişte inek, koyun ve manda sütü karışık yapılırken, günümüzde tamamen inek sütü kullanılıyor. Süt sağılıp mayalanıyor (şimdi daha çok hazır maya kullanıyorlar, eskiden mayalarını kendileri yaparmış), kaput bezinden torbalara konup ağaca asılarak ve üzerine ağırlık yapması için mermer bırakılarak suyu birkaç kere süzdürülüyor. Tuzlanıyor, 20 kg’ı geçmeyecek torbalarda biriktiriliyor. Dolunca beyaz bir çarşafın üzerine tüm peynirler dökülüp ufalanıyor, karıştırılıyor. 1-1,5 kg’lık sıkıştırılmış toplar yapılıyor, kaput bezine basılıyor. Çarşafa döküp diğer peynirlerle karıştırma işlemi tekrarlanıyor. Sonuncusu kasım başında yapılıyor ve peynirler yaklaşık 15 cm’lik boyda dikilen derilere basılıyor. Hatta bu bir kutlamaya dönüşüyor. Kasım başında Kargı’da peynir panayırı düzenleniyor. Derilere basılan peynirler hemen yeneceği gibi, arzu edilirse bekletilip yıl içinde de yenebiliyor. Tazesi süzme yoğurttan biraz daha kıvamlı oluyor, tadı tuzlu kaymağa benziyor. Anadolu’da yapılan peynirler arasında benim en sevdiklerimden biri diyebilirim. Üstü açılıp derisi biraz sıyrılan peynirler tereyağı gibi ve ince bir dilim şeklinde kesilerek sofraya konuyor. Yapımı çok zahmetli olduğundan Kargı’da bu peyniri yapan ne yazık ki sadece birkaç aile kalmış. Çorum’a giderseniz mutlaka bu peyniri sorun ve mümkün olursa tadına bakın.

Corum-mutfagi-Kargi-tulum-peyniri-mbcb

Corum-mutfagi-Kargi-tulum-peyniri-mbcb-02


Karahacip peyniri
Karahacip, Çorum’un Ortaköy ilçesine bağlı bir köy. Bu peynir orada yapılıyor. 6 ay olgunlaştırılıyor. Tam şaraplık, sarı bir peynir.

Corum-mutfagi-Karahacip-peyniri-mbcb


Armut pekmezi
Armut pekmezi ile bu sene tanıştım. Birkaç ay önce Sinoplu bir arkadaşım, “Anneannem yaptı” diyerek getirdi. Pekmez düşkünü olmadığım halde bayıldım. Çorum’daki ilk günümüzde kahvaltıda görünce hemen tadına baktım. O da çok güzeldi. Kıvam ve renk olarak biraz kuşburnu marmelatına benziyor. Herhangi bir yerde karşınıza çıkarsa aman atlamayın.


Kurutulmuş ciğer kavurması
Çorum’da yediğim şaşırtıcı tatlardan biriydi. Ciğer, aynı kıyma gibi çekiliyor ve kurutuluyor (içine biraz kıyma da konuyor). Yeneceği zaman bir parça kesilip bol soğan ile kavruluyor. Bize kahvaltıda ikram edildi. Sabah sabah ciğer yenir mi diye düşünmeyin, çok güzel yeniyor.

Corum-mutfagi-kurutulmus-ciger-kavurmasi-mbcb


Kuru mantı
Hem şekline hem tadına vuruldum. “Her gün olsa yerim” derken, Meryem (Kadife), “Ramazan ayında bizim evde her gün mutlaka pişer” demez mi? Meryemler’e Ramazan ayında gitmem şart oldu. Bu mantının özelliği öncelikle şeklinde; çay bardağından biraz büyük bir bardakla 1-2 mm kalınlığında açılan hamur kesiliyor, içine kıyma, maydanoz, tuz ve karabiber ile yapılan kavrulmuş harçtan konuyor ve çiçek şeklinde kıvrılıyor, bir tepsiye diziliyor. Altı ve üstü ocakta kavruluyor. Yeneceği zaman tepsi ocağın üstüne konuyor, üzerine azar azar salçalı et suyu dökülerek pişiriliyor. Sarımsaklı yoğurtla yeniyor. Olsa da yesek!

Corum-mutfagi-kuru-manti-mbcb


Pastırmalı madımak – Kurutulmuş domates kavurması
İlk akşam, Çorum’daki tandır ustalarını bir araya getirmişler, İkinci Bahar isimli lokantada beraber yaptıkları nefis bir tandır yedirdiler. Başrolde tandır vardı ancak evlerde pişen tencere yemekleri de yapmışlardı; pastırmalı madımak, kıymalı kurutulmuş domates kavurması, ayvalı erikli soğan gallesi, kurutulmuş kavun kabuklu nohut. Evet doğru okudunuz; kavunun kabuğunu kurutmuşlar ve nohutlu yemeğini yapmışlar. Madımak yemeğine de ince kesilmiş pastırma koymuşlar; öyle yakışmış ki, bundan sonra madımağı pastırmasız düşünmem mümkün değil. Pastırmalı madımaktan sonra bu sofrada beni şaşırtan yemeklerden diğeri, kurutulmuş domates kavurması oldu. Kuru domatesi soğan ve kıyma ile kavurmuşlar, biraz da ceviz koymuşlar. Aslında içinden kıymayı çıkarsak güzel bir meze ya da kıtır ekmeğin üzerine konsa farklı bir başlangıç olabilir.

Corum-mutfagi-yemekler-mbcb

(Öndeki kuru mantı, soldan saat yönünde; ayvalı erikli soğan gallesi, pastırmalı madımak, kıymalı kurutulmuş domates kavurması, kurutulmuş kavun kabuklu nohut)

Corum-mutfagi-kurutulmus-kavun-kabuklu-nohut-mbcb

(Kurutulmuş kavun kabuklu nohut)

Corum-mutfagi-pastirmali-madimak-mbcb

(Pastırmalı madımak)

Corum-mutfagi-kurutulmus-domates-kavurmasi-mbcb

(Kurutulmuş domates kavurması)

Corum-mutfagi-tandir-İkinci-Bahar-mbcb

(Tandır)


İskilip dolması, sirkeli cacık, süt helvası**
Üçü birbirinden ayrılmayan -takım- yemekler. İskilip dolması, düğünlerde ve özel günlerde yapılan, oldukça zahmetli ve ustalık isteyen bir yemek. İskilip dolması yapımında yaklaşık 1 metre yüksekliğinde ve genişliğinde kazanlar kullanılıyor. Kazanların düdüklü tencere özelliği gösterebilmeleri için kapağın çevresi hamurla kapatılıyor. Kazanın yan tarafında bir parmağın girebileceği genişlikte bir delik oluyor, pişme süresine ona bakılarak karar veriliyor. İskilip dolması için Kastamonu ilinin ilçesi ve aynı zamanda İskilip’in komşusu olan Tosya’da yetişen Akçeltik pirinci kullanılıyor. İlk aşamada pirinçler bol miktarda yağ ve soğan ile kavruluyor. Kavrulan pirinçler daha sonra “ca” adı verilen bez çuvallara dolduruluyor. Pirinç doldurulmuş olan bu ‘ca’, pilav kazanının içine konulan sacayak üzerine yerleştiriliyor. Amaç sacayağı sayesinde ca ile etin temasını kesmek. Kazanın en dibinde et ve et suyu oluyor. Kazanlar yaklaşık 13 saat kısık odun ateşinde pişiriliyor ve pirinçlerin alttaki et suyunun buharıyla pişerek pilav haline gelmesi sağlanıyor. Dolma piştiğinde önce kapağına kapatılan hamur çıkarılıyor, kapağı açılıyor. Bezlerin içindeki pilavlar büyükçe bir kaba alınıyor. Etler parçalanıyor. Servisi yapılırken tabağa önce pilav, üzerine parçalanmış etler konuyor. Yanında sirkeli cacık yeniyor. Yemekten sonra da sütle yapılmış açık renkli ve oldukça hafif helva geliyor.

Corum-mutfagi-iskilip-dolmasi-mbcb-01

Corum-mutfagi-iskilip-dolmasi-mbcb

Corum-mutfagi-iskilip-dolmasi-sirkeli-cacik-mbcb

(Sirkeli cacık)

Corum-mutfagi-iskilip-dolmasi-tursu-mbcb

(İskilip turşusu)

Corum-mutfagi-iskilip-dolmasi-sut-helvasi-mbcb

(Süt helvası)


Haşhaşlı içli köfte
Etlisi nefis ancak bu da başka bir güzel. Çorum’da yiyip yiyip doyamadıklarımdan. Bildiğimiz içli köftenin içine harç olarak haşhaş konularak yapılanı. Gastronomi Günleri nedeniyle sipariş üzerine Carmen Pastanesi yapmış. Bu yazıyı yazarken aklıma düştü, arayıp istesem acaba gönderirler mi?

Corum-mutfagi-mbcb


Irgat böreği
Yapımı maharet isteyen bir börek. Sacın üstünde yapılıyor. Sac büyüklüğünde yufka açılıyor, üzerine otla hazırlanan karışımdan konuyor, bir yufka daha açılıp üzerine kapatılıyor, kenarları bastırılarak yapıştırılıyor. Altı pişince ters çevriliyor, üzerine yine ot ve yufka konup bu şekilde tekrarlanarak birkaç kat yapılıyor.

Corum-mutfagi-irgat-boregi-mbcb


Sütlü yarma
Buğday taneleri sütte kaynatılıp kurutuluyor. Sonra onunla sarma, pilav yapılıyor. Çok lezzetli ve biraz risotto havası var. İstanbul’daki ünlü şeflerden kimler bu yarmayı keşfetti bilmiyorum, yaratıcı birçok şekilde kullanılabilir diye düşünüyorum.


Pirinç
Çorum’un ortasından geçen Kızılırmak sayesinde güneyden kuzeye havza boyunca pirinç yetiştiriliyor. Bölgede Osmancık, Baldo, Akçeltik, Liba, Sarıkılçık, Kral, Rocco, Sürek 95 gibi çeşitler var. Bildiğim kadarıyla bu türlerden Alçeltik yok olmak üzere. Geri kazandırılması için çalışmalar yapılıyor. Daha önce yazdığım gibi İskilip dolmasında Alçeltik pirinci kullanılıyor. Bu türün kaybolması halinde İskilip dolması orijinal haliyle yapılamayacak, umarım korunur.


Kapari
Çorum’da ilk gün sabah kahvaltısında karışık otla yapılmış yumurtalı bir salatanın içinde vardı. Önce süslemek için koyduklarını düşündüm ancak sonra bu kadar yerel ürün varken neden kapari kullansınlar ki diye kendi kendime sordum. Cevabı da öyle buldum; kapari Çorum’da yetişen bir meyveymiş. Sonra öğrendim, Osmanlı zamanında Saray’ın kaparileri Çorum’dan gidermiş, çünkü iyisi orada yetişirmiş. Tıpkı bugün olduğu gibi… Kaparinin hem meyvesinin hem de tohumlarının turşusu kurulup öyle yeniyor.

Corum-mutfagi-kapari-mbcb-01

Corum-mutfagi-kaparili-ot-salatasi-mbcb


Söbelek mantarı
Diğer adıyla kuzu göbeği. Kargı ilçesinde çokça oluyor ve yöre halkı tarafından toplanıp -eğer satılmazsa- taze veya kurutulup yeniyor. Dolması, Çorum Mutfağı’nın önemli yemeklerinden biri. Çorum, söbelek dışında çok sayıda mantar çeşidine ev sahipliği yapıyor. Çorum ne yazık ki bu yönüyle de bilinmiyor.


Otlar
Çorum’da ota pancar diyorlar. Örneğin “Pidenin içinde pancar var” derlerse bilin ki o otlu bir pide. Çorum, ot festivali yapacak kadar çok çeşidin yetiştiği bir coğrafya. Mevsim itibarıyla bizim tattıklarımız; hardal, civcirik, dikencil, yemlik ve kuşkuş otu.

Corum-mutfagi-otlar-mbcb


İncir uyutması
Kuru incir minik doğranıyor, havanda dövülüyor, süt yoğurt mayalama sıcaklığa kadar ısıtılıyor ve incirler karıştırılıyor. Toprak kaselere paylaştırılıyor, üzerleri kapatılıyor ve mayalandırılıyor. Buzdolabına konup ertesi gün yeniyor. Meryem, çok güzel yapıyor. Dayanamadım yaptım, tarifi: mybeautifulcookbook.com

incir-uyutmasi-mbcb-02-low


Teltel
Yapımı başlı başına olay olan bir tatlı. Pişmaniyenin evde yapılanı denilebilir. Su, şeker ve unla hazırlanan bir tatlı. Toprağa kar düştüğü zaman, yani kış gecelerinde konu komşu birlikte yapılıyor; bir çeşit eğlence ve sosyalleşme aracı gibi. Kadınlar ağda kısmını yapıp tepside karın üstüne koyarlar, tepsinin başına da mutlaka bir bekçi bırakırlarmış, çünkü başıboş tepsilerin her zaman şakacı talibi olurmuş. Ağda donunca tepsi erkeklere veriliyor. Erkekler arasında dönüşümlü olarak donmuş ağda uzatılarak inceltiliyor, katlanıyor, tekrar inceltiliyor. Bu işleme “teltel çekmek” deniyor. Erkekler teltel çekerken, kadınlar un kavuruyor. Una biraz da leblebi unu ekleniyor. 12-15 kere teltel çekildikten sonra aynı işlem büyük bir sinide ve bu kez unla birkaç kere daha yapılıyor. Sonra afiyetle yeniyor. Tatlının ardından -baygınlığı almak için- kadınlar tepsi böreği yapıyor. Ne diyeyim, “Hayat Çorum’da güzel!”

Corum-mutfagi-teltel-cekmek-mbcb

Corum-mutfagi-teltel-mbcb


Lüle baklava
Kocaman, ortası delik, cevizli leziz bir baklava hayal edin. Deliğinden bakınca aynada kendinizi görebilirsiniz, öyle büyük. İnsanın hem gözü, hem karnı doyuyor. Gösterişi yeter.

Corum-mutfagi-lule-baklava-mbcb


Birkaç restoran ve şehre ilişkin öneri

Merkez Pide Simit Fırını
Şehrin pide ve simit yapan eski fırınlarından biri. Sabah erken saatten itibaren içeride hummalı bir çalışma başlıyor. Çorum simitinin özelliği, hamurunun mayasız olması ve ilk pişirmenin kaynayan sulu pekmezde yapılması. Sokak simitinden çok evde yapılanlara benziyor.
Sabah sakinliğinde şehri gezmek için iyi bir başlangıç noktası. Simitinizi alıp karşısındaki caminin arka tarafında yan yana kahvehanelere oturulabilir. Minik ve duvarları çivit mavisi olanı hoşuma gitti. Sabah erken saatte şehrin yaşlıları çay, süt içmeye geliyorlar.

Corum-Merkez-simit-firini-mbcb

Corum-mutfagi-merkez-simit-firini-mbcb

Corum-mutfagi-simit-kahvehane-mbcb

Corum-kahvehane


Lider Leblebi – Yaşar Bodur
Simitinizi yiyip çayınızı içtiyseniz kahvehanelerin sırasında bulunan Lider Leblebi’ye yolunuzu düşürün derim. Şanslıysanız Yaşar Usta’yı (Bodur) fırınının başında leblebi kavururken yakalayabilirsiniz. Filozof gibi insan, mutlaka kendisiyle sohbet edin.
Çorum’da leblebi denilince Yaşar Usta akla geliyor. 57 yıldır leblebi ustası. Baba mesleği, her şeyi ondan öğrenmiş. Gerçek bir zanaatkar, işini tutkuyla yapıyor. Leblebi için özel bir nohut alıyor; endüstriyel makineler kullanmak yerine dükkanındaki babasından kalan fırını kullanıyor; nohutların leblebi olabilmesi için 5 ya da 6 kere kavuruyor. Her bir işleme de eliyle müdahale ediyor ve gözlemleyerek karar veriyor. Onun kavurduğu leblebiler yedikten sonra damakta tatlı bir tat bırakıyor.
Yaşar Usta, işini sanat olarak görüyor: “Sanat için ömür harcamaya değer.” diyor.
Çorum’a gidip de Lider Leblebi’deki Yaşar Usta ile tanışmadan dönmek olmaz.

Corum-mutfagi-Lider-Leblebi-Yasar-Bodur-mbcb

Corum-mutfagi-Lider-Leblebi-firini-mbcb


Arasta / Eskiciler Sokağı
Lider Leblebi’den sonra istikamet Arasta. Dünyanın en dar sokaklarından biri olabilir. Sağlı sollu ayakkabı ustalarının dükkanları bulunuyor. Kapıdan kafanızı uzatıp birkaçıyla sohbet keyifli olacaktır.

Corum-Arasta-Carsisi-mbcb-01

Corum-mutfagi-Arasta-carsisi-mbcb


Kadir Usta Tandır
Şehirde biraz turladıktan sonra öğle yemeği vakti de gelmiş olur. “Öğle yemeği nerede yemeli?” sorusuyla kafanız hiç karışmasın. Gideceğiniz yer belli; Kadir Usta Tandır. O saatlerde zaten usta tandırının başında oluyor, biraz sohbet edin, belki size de yeni çıkardığı etlerden ayaküstü sıcak sıcak ikram eder. Öğle vaktini geçirmeden gidin, erken olsun geç olmasın, küçük bir lokanta ve geleni çok.

Corum-KadirUsta-Tandir-mbcb-01

Corum-KadirUsta-Tandir-mbcb-02

Corum-KadirUsta-Tandir-mbcb-05

Corum-KadirUsta-Tandir-mbcb-04

Corum-KadirUsta-Tandir-mbcb-03


Çorum’da bir günden fazla kalırsanız, öğle yemeği için gidebileceğiniz iki lokanta önerim daha var.


Mor Salkım
İşkembe döner, dil söğüş gibi farklı lezzetlerin arayışında iseniz kesinlikle Mor Salkım’a gitmelisiniz ve sahibi Dr. Şükrü Tokatlıoğlu ile tanışmalısınız. Tam bir sakatat düşkünü, doktorluktan emekli olduktan sonra burayı açmış; sevdiği bir başka işi yapıyor. Kızarmış ekmeklerin üzerine dil söğüşleri doğrayıp sarımsaklı yoğurt ve tereyağı ile servis ettiği yemekten yemeden dönmeyin. Ayrıca yediğim en hafif ekmek kadayıfını yapıyor, tadına bakın.

Corum-dilsogus-mbcb


Marmaris Döner
Sobacıların orada. Salaş bir dükkan. Kapısından kafanızı uzatıp aman girmemezlik etmeyin. Kimilerine yağlı gelebilir ancak güzelliği orada. Üstüne bir de çay içtiniz mi tamamdır.

Corum-Marmaris-Doner-mbcb-01

Corum-Marmaris-Doner-mbcb-02


Çorum Müzesi
Yemekler yendi, keyifler yerinde, o zaman biraz Çorum’un geçmişiyle ilgili bilgilenme vakti. Çorum Müzesi’ne mutlaka gitmelisiniz. Belki biliyorsunuz, Türkiye’nin en önemli 10 müzesi arasında yer alıyor. Dünyanın önemli medeniyetlerinden olan, çivi yazılarıyla tanınan Hititler’e ev sahipliği yapan Çorum’a bir de onların gözünden bakın.


Hattuşa/Boğazköy
Müzeden sonra da arabayla yaklaşık 45 dakikalık mesafede olan Hititler’in başkenti Hattuşa Ören Yeri’ne gitmenizi öneririm. M.Ö. 2000’lerde yaşamış Hititler’in izi burada sürülebilir.

Corum-Hattusa-mbcb-01


Hancılar – İkinci Bahar – Katipler Konağı
Yine geldi yemek vakti, fotoğraflarda gördüklerinizin büyük çoğunluğu Gastronomi Günleri nedeniyle özel olarak yapıldı, o yüzden onları gittiğiniz yerlerde bulmanız zor, önden söylemiş olayım. Üç önerim var; biraz şehir dışında yer alan Hancılar Et Lokantası, şehir merkezindeki İkinci Bahar ve benim gitmediğim ancak adını çok duyduğum Katipler Konağı.

Corum-mutfagi-kahvalti-mbcb

(İlk gün – Hancılar’daki kahvaltı sofrası)


Lila
Yine bize özel hazırlanan kahvaltıya bakıp aldanmayın, bir kuş sütü eksikti, yalnız girişte uzun bir açık büfe gördüm ve hiç de fena görünmüyordu.

Corum-mutfagi-kahvalti-mbcb-04

Corum-mutfagi-kahvalti-mbcb-03

Corum-mutfagi-kahvalti-mbcb-02


Çorum’da yöresel yemekler yiyebileceğiniz yer sıkıntısı var. Zengin bir mutfağa sahip olmasına rağmen bu zenginlik restoranlara yansımamış. Bunda şehre dışarıdan gelenlerin sayısının azlığının da etkisi var. Çorum, konumu itibarıyla bir yerden bir yere gidilirken geçilen bir yer olmuş. Hedeflenen varış noktası olarak görülmemiş. Valilik bu durumu değiştirmek için projeler yapmış, geliştirmeye de devam ediyor. Örneğin birkaç yıl önce hayata geçirilen Hitit ve Gastronomi Yolu Yürüyüş-Bisiklet Rotası o projelerden biri. Kızılırmak boyunca uzanan yerleşim birimlerinin kültürel, tarihsel ve doğal güzelliklerinin değerlendirilerek geleneksel ve özgün yemek kültürüyle harmanlandığı bir ekoturizm çalışması. Detaylarına gastronomiyolu.com sitesinden bakabilirsiniz. Biz bir grup arkadaş şimdiden plan yaptık, bahara bu parkurlarda yürümeye gideceğiz.

Çorum’un zenginliği coğrafyasından geliyor. Ortasından geçen Kızılırmak ve kuzeyi Karadeniz, güneyi İç Anadolu iklimine sahip olması ona çeşitlilik katıyor. Bu nedenle Çorum’u ilçeleri ile birlikte düşünmek gerek. Kargı, Osmancık, Boğazkale ve dillerden düşmeyen İskilip. Ünlü ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu 1942’de İskilip’e gidip 2 hafta kalmış ve aşağıdaki satırları yazmış: “Resim için bundan olağanüstü bir yer düşünemezdim. Tam arayıp da bulamadığım dağlar. Dağlar şehrin içinde ortasında nasıl anlatayım tramvay caddesinden geçer gibi. Çöp arabaları yahut mahalle bekçileri gibi şehrin senlisi benlisi olmuşlar. Adım başı yeni yen bir görüntü, adım başı yeni bir ışığa kavuşan sırtlar, kayalar. Tabak gibi bir dağ parçası. Birkaç dakika sonra korkunç bir çukurun içinde kaybolmaya başlıyor. Öteden bir karanlık leke içerisinden dağlar fışkırıyor. Dağlar şaha kalkıyor, dağlar doğruluyor. Gökler şaha kalkıyor, gökler doğruluyor. Sonra şehir. Dağların yuttuğu şehir. Dere boylarına salkım saçak sıralanan Ortaçağ evleri. Dağ manastırlarından fırlamış siyah elbiseli, ağır başlı, hırçın yüzlü adamlar. Bunların yanında rengarenk köylü demetleri. Ve damdan düşercesine patavatsız bir yağmur, bir sel, bir afet, arkasından mor salkımlı bir sürü bulut ve bütün haşmetiyle Ramazan topu. Davul ve zurna. İskilip’e derhal vurulmamaya imkân yok.”

Bedri Rahmi, Van Gogh’un Provence’ı yaptığı gibi İskilip’i ressamlar şehri yapmak gerektiğini de söylemiş.

Anadolu sürprizlerle dolu bir coğrafya, her seferinde beni şaşırtıyor, heyecanlandırıyor. Bedri Rahmi’nin sözlerinden sonra İskilip’e gitmemek mümkün mü? Onun anlattığı dağları ve güzel insanları görmek, karadutu, çatalkara üzümü, mor elması, sütlü elması, ayvasını yemek ve turşusu, İskilip dolmasını yeniden tatmak için İskilip’i gidilecek yerler listemin başına yazdım. Baharda yapacağım gastronomi rotasına İskilip’ten başlayabilirim.

Son söz; Çorum sen neymişsin!


* “Çorum Mutfağı’na Güzelleme”, Nilhan Aras, Metro Kültür Yayınları
** tr.wikipedia.org