San Sebastian; İspanya’nın kuzeyinde, Atlas Okyanusu kıyısında, Fransa sınırına yakın bir Bask şehri. Baskça adı Donostia. 19 yy.da kraliyet ailesinin yazlık sarayının yapımına kadar bir balıkçı kasabasıymış. Sonrasında hem İspanya hem de Avrupalı aristokratların yazın uğrak yerlerinden biri olmuş. Bugün ise coğrafyası ve yemek kültürü ile biliniyor.

Aynı zamanda Bask kültürünün kalelerinden. Şehre girdiğiniz anda bunu hissettiriyor. Konuşulan dil İspanyolca yerine Baskça, tabelalar bile Baskça yazılmış. Ayrılıkçı tavrı, asılan bayraklarda da görmek mümkün (her yere kendi bayraklarını asıyorlar).

Nisan sonunda oradaydım, 5 gün kaldım. Gastronomik bir deneyim yaşamak amacıyla bu şehri seçtim. 4 kişilik bir grupla önce Bilbao’ya uçtuk, havaalanından araba kiralayıp San Sebastian’a geçtik. Bölgeye olan hayranlığımız yolda başladı. Yeşilliğin sıklığı ve çeşitliliği, dağların yüksekliği ile bizim Karadeniz bölgesine benzettik, sanırım gittiğimiz mevsimin de bunda etkisi oldu. 1 saatlik yolculuğun sonunda Donostia tabelasından saptık; şehrin ortasından geçen nehir boyunca devam edip old town’a (şehir merkezine) ulaştık. Uzaktan bizi, şehrin tepesinde yer alan İsa heykeli karşıladı. Old town’daki evimize eşyaları bırakıp şehirde kısa bir gezintiye çıktık. Daracık sokaklarda biraz turladıktan sonra o ünlü kumsalına çıktık. 6 kilometrelik upuzun bir kumsal, yarım ay şeklinde harika bir koy, ortasında minik bir ada, iki tarafında şehrin kuşbakışı izlenebileceği tepeler, önde yeşil-turkuaz bir deniz, arkada yemyeşil yüksek dağlar… Bu güzel coğrafyayı görünce kraliyet ailesinin yazın kalmak için neden burayı seçtiğini anladık. İnsan sadece yazlarını değil, hayatının tamamını burada geçirebilir.

san-sebastian-oldtown-mbcb-01

san-sebastian-oldtown-mbcb-02

san-sebastian-oldtown-mbcb-03

san-sebastian-oldtown-mbcb-04

 
San Sebastian, coğrafyası ile birlikte zengin Bask mutfak kültürü ile öne çıkmış bir şehir. Ünlü şefleri ve restoranları ile tanınıyor. Dünyada en iyi restoranların sayıca Tokyo’dan sonra en fazla olduğu ikinci şehir (World’s 50 Best Restaurants ve Michelin Yıldızlı Restoranlar listesine göre). Bu ünde ‘yıldızlı’ restoranlara da ilham kaynağı olan, şehrin ara sokaklarında yer alan, belki yüzlerce farklı tadımlık lezzet sunan pintxos (pinços okunuyor) barların payı büyük. Pintxos; Bask şehirlerinde minik ve genellikle bir çubuğa takılıp servis edilen atıştırmalıklara verilen isim. Önceden hazırlanan bu minik lezzetler barların tezgahına diziliyor. Hem renkli görüntüleri hem de yaratıcılıkları ile çok etkileyiciler. Yanında da genelde bira ya da yörenin köpüklü şarabı Txakoli içiliyor. Cuma-cumartesi akşamları hayat bu barlarda atıyor. Herkesin elinde bir tabak ve bardak, hem yemek yiyor hem arkadaşı ile muhabbet ediyor. San Sebastian’ı bu kadar renkli ve akılda kalıcı yapan şeyler işte bu pintxos’lar ve barlarındaki ortam. Old town içinde adım başı bu barlardan var, hepsinin de uzmanlıkları farklı. Kimi mantar, kimi istiridye, kimi midye yapıyor, kimi Bask Mutfağı’nın eski tariflerinin, kimi ise moleküler gastronominin izinden gidiyor…

San Sebastian’ı gastronomik anlamda bu kadar özel yapan, lokal ürünlerine ve değerlerine olan bağlılığı ve bunlara sahip çıkması. Pintxos barlar dahil şehirdeki çoğu restoran, kullandıkları malzemelerin kalitesi ve tazeliğini öne çıkarıp bunun ne kadar önemli olduğunun altını çiziyor. Örneğin bir balıkçıya gittiğinizde menüde dondurucudan çıkmış bir balık ya da binlerce kilometre uzaktan gelmiş bir deniz ürününü değil, o mevsimde -hatta o gün- denizden ne en iyi çıkıyorsa onu görüyorsunuz. Örneğin nisan sonunda hamsi mevsimi bitince marine hamsiyi menüden kaldırıp yerine mevsimi olan başka bir balık konuyor. Tüm ürünlerde benzer bir yol izleniyor. Domates salatası ile ünlü bir pintxos bar mevsimi değilse onu yapmıyor. O yüzden de en iyi zamanında yenilen, gerçek domatesle yapılan salatanın tadını insan unutamıyor, diğer yemeklerin olduğu gibi…

Gelelim yiyip içtiklerimin detaylarına. Sırasıyla restoranlar, pintxos barlar, şarap önerileri, kahve-kahvaltı mekanları, alışveriş adresleri, şehir içi görülecek yerleri yazacağım. Hem gittiğim, hem de listemde olup da gidemediklerime yer vereceğim. Michelin yıldızlı restoranları bu yazıda özet olarak verip ayrıca başka bir yazıda uzun uzun anlatacağım. Yazının sonunda da tüm mekanların yer aldığı -benim hazırladığım- bir harita olacak. Bu haritayı San Sebastian’a gitmeden önce araştırmalarım doğrultusunda hazırladım. Orada da yeni yerler keşfettikçe güncelledim. Seyahatimiz boyunca bize rehberlik etti. Bu yazı ile birlikte herkesin ulaşabileceğe hale getirdim.

RESTORANLAR

Kokotxa*
(Kokoça diye okunuyor)
San Sebastian’da, old town içindeki Michelin yıldızlı tek restoran. Bir Michelin yıldızına sahip. Şefi Daniel López. Kendisi bir dönem Alaçatı’da Mancar Restaurant’la çalışmış.
Restoranın ismi, o bölgenin bir balığı olan ‘merluza’nın en jelatinli kısmından geliyor. Sokağa bakan güzel bir binanın köşesinde, beyaz örtülerin ve siyah-beyaz fotoğrafların olduğu, sade, mütevazı bir yer. Lokal ürünlerle yaratıcılık sınırlarını zorlamadan (abartmadan diyelim), resim gibi tabaklarda, şaşırtıcı birliktelikler ve sürpriz tatlar ile lezzetli bir yemek vaad ediyor. San Sebastian’a tekrar gidersem (ki çok istiyorum), uğrayacağım restoranlar listesinde yine yer alır.

Detaylı Kokotxa yazım: www.mybeautifulcookbook.com/2015/05/kokotxa-restaurant-san-sebastian/

san-sebastian-kokotxa-mbcb-03

san-sebastian-kokotxa-mbcb-06

 
Mugaritz**
‘The World’s 50 Best Restaurant’ listesinin 6. sırasında yer alıyor. Bu listedeki İspanya’dan olan restoranlar arasında birinci sırada. Aynı zamanda San Sebastian ve çevresindeki 2 Michelin yıldızlı tek restoran. Şefi Andoni Luis Aduriz. Dünyanın en iyi şeflerinden kabul edilen İspanyol şef Ferran Adria’nın “En iyi öğrencilerimden biri” dediği isim. Aduriz mutfağı; yerel tatlardan yola çıkıp zaman içinde onları ciddi inovasyondan geçiren, teknolojiyi kullanmaktan çekinmeyen, görüntü olarak minimal ancak lezzet olarak maksimumu hedefleyen, tahrik edici, kuralların karşısında bir tavır sergileyen, gastronomik bir deneyimden fazlasını vaad eden bir mutfak. Herkes hayatta bir kere bu deneyimi yaşamalı. Mugaritz’te yediklerim apayrı bir yazı konusu. Yakında okuyabileceksiniz.

san-sebastian-mugaritz-mbcb-01

san-sebastian-mugaritz-mbcb-02

san-sebastian-mugaritz-mbcb-03

san-sebastian-mugaritz-mbcb-20

 
Elkano*
San Sebastian’dan yarım saat uzaklıkta, balıkçı kasabası Getaria’da. Tek Michelin yıldızlı bir restoran. Kimi restoran eleştirmelerine göre, Vedat Milor da dahil, ‘dünyanın en iyi deniz ürünü restoranlarından’. Tazelik ve lezzet anlamında kesinle ben de aynı fikirdeyim. Bir Michelin yıldızlı restorandan beklenenin aksine a la carte menüsü var ve de tam sevdiğim gibi, iki sayfa. Bu menü de, deniz o mevsimde en iyi ne verirse ona göre şekilleniyor. Yalnız şunu belirtmiş olayım, Elkano, kalkanı ile ünlü. Meşe odununun közünde, ağır ağır pişiriliyor. Pişerken de deniz tuzu, zeytinyağı ve sirkeden oluşan bir sos dökülüyor. Mevsimi mart ve nisan ayı. Bu iki ayda giderseniz mutlaka tadına bakın. Zaten restoranın girişinde olan ızgaralarda görürsünüz. Elkano, San Sebastian’a her gittiğimde uğramak isteyeceğim bir restoran. Deniz ürünü/balık seven bir kişinin beğenisiyle söylemiyorum. Sadece kalkanı değil, mevsimine göre servis ettiği diğer balıkları da merak ediyorum. Umarım hayatta tekrar tekrar Elkano’ya gidebilirim. Yakında Elkano’daki deneyimimi, yediklerimi ayrı bir yazıda anlatacağım.

san-sebastian-getaria-mbcb-01

san-sebastian-getaria-mbcb-03

getaria-elkano-mbcb-01

getaria-elkano-mbcb-04

 

(Benim gidemediğim) Michelin Yıldızlı ve The World’s 50 Best listesinde yer alan diğer restoranlar:

– Arzak***
3 Michelin yıldızlı, The World’s 50 Best listesinde 8. sırada yer alıyor. San Sebastian’ın doğusunda, arabayla 10 dakika mesafede. Şefleri Juan Mari Arzak ve kızı Elena Arzak Espina. Arzak, Juan Mari’nin büyük anne ve babasının açtığı, 100 yıla aşkın geçmişi olan bir restoran. Juan Mari, gastronomi dünyasında mutfak araştırmaları için laboratuvar kuran ve bilimi kullanan önemli isimlerden biri. Arzak’taki mutfağı için ‘modern bask’ şeklinde bir tanımlama yapılıyor. San Sebastian’a tekrar gidersem listemde olur.
www.arzak.info

– Asador Etxebarri*
1 Michelin yıldızlı, The World’s 50 Best listesinde 34. sırada yer alıyor. Bilbao yakınlarında, köy içinde bir restoran. Şefinin ismi Victor Arguinzoniz. Kendisi tam bir ızgara uzmanı; The World’s 50 Best sitesinde İngilizce ‘Rustic wood-fired Spanish’ olarak yazmışlar. Etxebarri, o bölgedeki çok merak ettiğim restoranlardan biriydi. Bilbao’ya yakın olduğu için ilk gün San Sebastian’a giderken öğle yemeğini orada yemeyi planlıyorduk ancak uçuş saatimizin sabahtan öğlene alınması nedeniyle gidemedik. Tekrar o bölgeye gidersem ilk sırada Etxebarri olur.
www.asadoretxebarri.com

– Martín Berasategui***
3 Michelin yıldızlı, The World’s 50 Best listesinde 35. sırada yer alıyor. İsmini şefinden alıyor. San Sebastian’dan 15-20 dakika uzaklıkta.
www.martinberasategui.com

– Akelare***
3 Michelin yıldızlı.
www.akelarre.net

– Mirador De Ulía*
1 Michelin yıldızlı.
www.miradordeulia.es/

– Miramón Arbelaitz*
1 Michelin yıldızlı.
www.arbelaitz.com

– Zuberoa*
1 Michelin yıldızlı.
www.zuberoa.com

– Alameda*
1 Michelin yıldızlı.
restaurantealameda.net

Listemde olan (gidemediğim) diğer restoranlar:

– La Fabrica
Lonely Planet’ın restoran önerileri arasında ilk sırada yer alıyordu. Old town’ın içinde, Bask klasiklerini modern şekilde sunan şehirdeki önemli restoranlardan biriymiş.
www.restaurantelafabrica.es

– Ibai
Eleştirmenlerin ve blogger’ların övgüler yağdırdığı, “Michelin almalı” dediği bir restoran.

Restoran Seçimleri-Rezervasyonda Dikkat Edilmesi Gerekenler:
– Yukarıdaki restoranların bazıları tüm yıl açık değil.
– Açık oldukları zaman da hepsinin birbirinden farklı haftalık tatil günleri var.
– Bazıların hem öğle hem akşam, bazılarının sadece akşam servisi var.
– Ayrıca hemen hepsine aylar öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Rezervasyon ile birlikte kredi kartı bilgileriniz alınıyor. Gitmediğiniz takdirde kredi kartınızdan bildiğim kadarıyla bir kısmı çekiliyor. Her birinin farklı rezervasyon iptal kuralı var.

PINTXO BARLAR

Bar Nestor (Calle Pescaderia, 11)
Günde sadece iki kere (saat 12.00 ve 20.00’da) ve birer adet yapılan omletleri (tortilla’sı) ile ünlü. O saatlerde kapısında sıra oluyor. Erken gidip yer ayırtmak iyi olur. Tortilla’sının içi oldukça sulu ve patatesli, dışı bildiğimiz omlete benziyor. San Sebastian’a giden herkes bence bu omletin tadına bakmalı. Sadece lezzeti için değil, aynı zamanda yıllar içinde kaybolmayıp günümüzü kadar ulaşmış pintxos tariflerinden biri olduğu için. Ayrıca zamanı ise mutlaka domates salatası yenmeli. Bölgeye ait ‘Guindilla’ biberinden yapılan ve hamsi ile servis edilen turşunun da tadına bakılmalı. Şarküteri-peynir tabağı, her biri 1,5 kilo ağırlığında olan t-bone’larının da ünü ülke sınırlarını aşmış. Nestor’un yemeklerinin sırrı, malzemelerinin tazeliği ve kalitesi. Öğlen, hele de hava güzelse kapının önündeki masalardan birine kurulup, bir de beyaz şarap (Bornos) söylediniz mi sizden iyisi yok.

san-sebastian-bar-nestor-mbcb-01

san-sebastian-bar-nestor-mbcb-02

san-sebastian-bar-nestor-mbcb-03

san-sebastian-bar-nestor-mbcb-04

san-sebastian-bar-nestor-mbcb-06

san-sebastian-bar-nestor-mbcb-07

 
Bar Zeruko (Calle Pescaderia, 10)
Çeşitlilik, renklilik ve yaratıcılıklarıyla insanın aklını başından alan bir yer. Zeruko, dünyada örneğini daha önce görmediğim, ‘moleküler mutfak’ akımının izlerini taşıyan bir fine-dining bar. Öğlen yemek yemek, akşam (özellikle de cuma-cumartesi günleri) kalabalık halini görmek için gidilmeli. O kadar çok pintxos seçeneği var ki, seçim yapması çok zor. Zeruko’ya Baskça bilen biri ile gitmek lazım. Başka türlü barın arkasındaki tahtada yazanları keşfetmek mümkün değil. Ben en kalabalık zamanı cumartesi akşam gittiğim için yiyemedim ancak notlarımda “La Hougera, Rosagante ve Bob Lemon kesinlikle denenmeli” yazıyordu.

san-sebastian-zeruko-mbcb-01

san-sebastian-zeruko-mbcb-03

san-sebastian-zeruko-mbcb-02

 
La Mejillonera (Calle del Puerto 15)
İstanbul’da geceyarısı yenen ıslak hamburger neyse, San Sebastian’da karşılığı domates soslu midye ve patatas bravas (küp kesilmiş patates kızartması). Burası pintxos barlar içinde midyeleri ile ünlü. Barın ismi, İspanyolca ‘midyeci’ anlamına geliyor. 1973 yılından beri var olan bir dükkanmış. Çeşit çeşit midyelerin yapıldığı gayet salaş bir bar. Patatas bravas’larında patatesi kızartmak yerine fırında yapıyorlar. Üzerine de kendilerinin yaptıkları mayonez ve acı sos döküyorlar. Gecenin ilerleyen saatinde son birayı içmek için old town’da gidilecek iyi bir adres. Bir ek, midye dışında kalamarı da iyiymiş.

san-sebastian-La-Mejillonera-mbcb-01

san-sebastian-La-Mejillonera-mbcb-02

Listemdeki (gidemediğim) diğer pintxos barlar

– Narrika (Narrika Kalea, 16)
Mantar konusunda uzmanlaşmış bir barmış. Eğer mevsimi ise ’setas’ isimli mantarın ızgarası özellikle denenmeliymiş.
– Bar Borda Berri (Calle Fermin Calbeton 12)
Karatahtadan günün en iyileri ve risotto’su yenmeliymiş.
– Bar Goiz-Argi (Calle de Fermin Calbeton 4)
Karides sevenlerin atlamaması gereken bir yermiş, çünkü şehirde en iyi burası yapıyormuş.
– Ganbara (San Jeronimo Kalea, 19)
Ahtapot salatası, minik ev yapımı kruvasan içindeki somon fümeleri, mantarlı-yumurtalı tapasları ve küçük tart-börek içindeki yöreye özgü pavurya (centollo) etleri çok lezizmiş.
– Oquendo (Okendo Kalea, 8)
Black Pudding from Burgos (kan sosisi), King Prawn Brochette, Txistorra Sausage From Aia ve Torrija (süt ve ekmekten yapılan tatlı) notlarımda olan pintxos’lar. Özellikle tatlı es geçilmemeliymiş.
– KATA4 oyster bar (Santa Catalina Plazatxoa, 4)
Adından da anlaşılacağı üzere bir istiridye barı. Eylül-aralık aylarında San Sebastian’a giderseniz aklınızda olsun.

Bar
– La Gintonería (Zabaleta Kalea, 6)
Şaşırtıcı ancak San Sebastian’daki çoğu barda çok iyi cin-tonik servis ediliyormuş. Onlardan biri de bu barmış. Ayrıca La Gintonería’da elmalı, lavantalı gibi çeşitleri de varmış. İçmek istediğiniz cini de toniği de kendiniz seçebiliyormuşsunuz. Cin-toniği çok sevdiğim halde yemek yemekten yorgun düşüp gidemedim, siz gitmemezlik etmeyin.

ŞARAP ÖNERİLERİ

İspanya’da beyaz olarak ülkenin doğusunda Portekiz sınırındaki Rias Baixas bölgesinde yetiştirilen Albarino üzümü, kırmızı olarak da kuzeydeki (Bilbao-San Sebastian’ın güneyinde) Rioja bölgesinde yetiştirilen Tempranillo üzümü öne çıkıyor. Üst kalite İspanyol kırmızı şarapları bu bölgenin üzümlerinden yapılıyor. Tempranillo’dan orta/tam gövdeli, orta asitli, orta tanenli, kırmızı meyve aromalarına (çilek) sahip şaraplar üretiliyor. Genelde Garnacha (Grenache) üzümü ile kupaja giriyor. Grenache, şarabın alkol oranını yükseltip tanen oranını düşürüyor ve şaraba baharatlı aromalar kazandırıyor.

Yörenin beyaz şarabı ise biraz köpüklü, yüksek asitli Txakoli. Öğlen ve pintxos’larla içmek için ideal.

Beyaz Şaraplar:
Bornos Verdejo 2014
Burunda oldukça güçlü, tropik meyvelerin önde olduğu, turunçgil ve çiçeksi kokuların onları tamamladığı, oldukça aromatik bir şarap. Pintxos’lara iyi eşlik ediyor. İstanbul’da olsa tüm yaz bundan içerdim, o kadar beğendim.

Emilio Rojo Ribeiro 2012
İspanya’da içilebilecek çok iyi beyaz şaraplardan biriymiş. Son derece sınırlı üretim yapılan bir bağın 2012 rekoltesi. Mugaritz’e bile yılda 6 şişe veriliyormuş. Genç ve dengeli. Burunda ferah, turunçgil ve armut kokusu hakim. Damakta çiçeksi, arkadan mineral aromaları geliyor. Bitişi keskin ve güçlü.

Leirana Finca Genoveva 2012, Rias Baixas
Albarino üzümünden. Meşe görmemiş. 80 yıllık bir bağdan, ufacık bir rekolte. Yabani çiçek, geri planda meyve ve mineral aromalarına sahip, asitli ve uzun bir bitişe sahip bir şarap. Deniz ürünleri ile harika uyum sağlıyor.

getaria-elkano-leirana-mbcb-09

Kırmızı Şaraplar:
İlk 3 şarap, Kavaklıdere’nin Eğitim Koordinatörü arkadaşım Levon Bağış’ın önerisi.

Roda I Reserva 2007, Bodegas Roda
Rioja bölgesinin önemli şaraphanelerinden biri olan Bodegas Roda’nın bir şarabı. %89 Tempranillo, %8 Grenache ve %3 Graciano üzümlerinden oluşan bir kupaj. Meşede fermente edilmiş ve 16 ay Fransız meşelerinde bekletilmiş. Burunda kırmızı, damakta siyah meyve aromalarına sahip, orta gövdeli, uzun denebilecek bir bitişe sahip üst düzey bir şarap.
İlk akşam Kokotxo’da içtik. Az pişmiş, sossuz kırmızı etle iyi uyum sağladı. Çok beğendiğim bir şarap oldu; kavımda birkaç tane olsun isterdim (ne yazık ki bulup alamadım).

san-sebastian-kokotxa-roda-reserva-2007-mbcb-01

 
Vina Ardanza Reserva 2005, La Rioja Alta
%80 Tempranillo ve %20 Grenache üzümlerinden oluşan bir kupaj. Rioja bölgesinden. Koyu yakut renginde, burunda oldukça güçlü baharat, balzamik, vanilya aromalarına sahipmiş. Damakta siyah meyve ve baharatlı odunsu aromalara sahip, orta asitli bir şarapmış. Bu şarabı gittiğim restoranların şarap menülerinde göremediğimden içemedim ancak bir tane alıp getirdim. Izgara et ve yarı olgun, çok tuzlu olmayan peynirlerle eşleştirmek öneriliyor. Deneyeceğim.

Corimbo, Bodegas Roda
Bodegas Roda şaraphanesinin Ribera del Duero bölgesinin çok iyi tempranillo üzümleri ile yaptıkları özel bir şarapmış. Siyah meyve, tatlımsı baharat, ekmek kızartması ve çiçeksi aromalara sahipmiş.Bu şarabı ne gittiğim restoranlarda ne de alışveriş yaptığım yerlerde ne yazık ki göremedim. Notlarımdaki özel şaraplardan biri olduğu için yazıya eklemek istedim.

Vina de San Martin 2011, Emilio Valerio
%95 Grenache ve %5 Tempranillo üzümlerinden bir kupaj. Navarro bölgesinden. 18 ay meşe fıçılarında bekletilmiş. Burunda kırmızı meyveler, damakta baharatlı, uzun bitişi olan bir şarap.
Mugaritz’in şarap menüsünde ‘önerilenler’ arasında olduğu için denemek istedik. Grenache için oldukça renkli ve güçlü bir şarap.

KAHVE-KAHVALTI MEKANLARI

Koh Tao (Bengoetxea Kalea, 1)
San Sebastian’da yaşıyor olsam müdavimi olacağım bir kafe. Çünkü kahveleri iyi. Sabahı da akşamı da ayrı güzel. Şehirli genç insanların (artı hipster’ların) günün farklı saatlerinde uğradıkları, çalıştıkları, arkadaşlarıyla vakit geçirdikleri, akşamları bir bira ya da kokteyl içtikleri yer. Ayrıca köpek dostu bir mekan.

san-sebastian-koh-tao-mbcb-01

san-sebastian-koh-tao-mbcb-02

san-sebastian-koh-tao-mbcb-03

 
 
Plaza Café (Plaza del Buen Pastor 14)
Sabah kahvaltısı için bir kruvasan-kahve yetmez diyen lokaller buraya geliyormuş. Kahvaltısı baya zengin. Bar dolusu kahvaltılık pintxos var. Ayrıca katedral manzaralı.

san-sebastian-plaza-cafe-mbcb-02

san-sebastian-plaza-cafe-mbcb-01

 
 
Café de La Concha (Kontxa Pasealekua)
Okyanus kıyısında, şahane manzaralı, hafta sonu kahvaltıya gitmek için iyi bir yer. Kahvaltı olarak Spanish seçince İspanyol omlet, kızarmış ekmek yanına zeytinyağı ve domates püresi, portakal suyu, kahve geliyor. Fiyatı da 7 Euro, daha ne olsun.

san-sebastian-mbcb-19

san-sebastian-cafe-de-la-concha-mbcb-03

san-sebastian-cafe-de-la-concha-mbcb-01

san-sebastian-cafe-de-la-concha-mbcb-02

 
 
La Cochinita Pibil (Calle de Fuenterrabía, 38)
Sokağından geçerken dikkatimi çekti, listeme aldım. Gecesi nasıl olur bilmiyorum ancak sabah 10’dan sonra kapısında baya kişi kahve içiyordu. Bu sefer içemedim, bir dahaki sefere…

san-sebastian-la-cochinita-mbcb

 
 
Gogoko Goxuak (Gipuzkoa Plaza, 1)
Şık bir fırın ve kahve dükkanı.

san-sebastian-gogoko-goxuak-mbcb

 

ALIŞVERİŞ

– Super Amara San Martin Centre (Calle de Urbieta 9)
Büyük bir süpermarket.
– Vinateria Manu Mendez (Calle de Bermingham, 8)
Şarap mağazası.
– Solbes (Aldamar Kalea, 4)
Gurme market. Şarap, peynir ve et almak için iyi bir adres.
– La Koxkera (Fermin Calbeton, 34)
San Sebastian’da bakmaya doyamadığım dükkan. Kurutulmuş balıklar, çeşit çeşit konserveler, peynirler, etler, soslar satılıyor.

san-sebastian-la-koxkera-mbcb-01

san-sebastian-la-koxkera-mbcb-02

 

ŞEHİR İÇİ GÖRÜLECEK YERLER

Monte Igueldo
Şehri tepeden görmek, okyanus havasını solumak, kıyıların güzelliğini seyretmek için gidilen bir yer. Şehrin batısında, füniküler ile çıkılıyor (bu kısmı da pek keyifli). Tepede yer alan otelin terasında oturup şehrin tadını çıkarmaya gidilmeli.

san-sebastian-mbcb-14

san-sebastian-mbcb-16

san-sebastian-mbcb-17

san-sebastian-mbcb-11

san-sebastian-mbcb-12

 
 
Playa de la Concha
Şehrin merkezinde upuzun bir kumsal. Böylesi güzel bir plajda yürümek, mevsimi ise denize girmek ya da sadece seyretmek için gidilmeli. Sörf yapıyorsanız ve hazırlıklı iseniz de tadını çıkarın.

san-sebastian-mbcb-03

san-sebastian-mbcb-04

san-sebastian-mbcb-07

san-sebastian-mbcb-08

 
Monte Urgull
Şehrin tepesindeki kale. Old town’dan yürüyerek çıkılabiliyor. Şehri bir de bu açıdan seyretmek için gidilebilir.

 
Birkaç ipucu:
– Uçuş: THY’nin Bilbao’ya direkt seferleri var. Yaklaşık 4 saat sürüyor. Bilbao-San Sebastian arası ise karayolu ile 1 saat.
– Araba kiralama-otopark: Çevreyi gezmek ve şehir dışındaki restoranlara gitmek için araba kiralamak iyi olur. Havaalanında kiralama olanağı var, hem de iyi fiyatlara. Yalnız San Sebastian’da otopark sorun, daha doğrusu pahalı. Çünkü özellikle old town çevresinde olan beyaz çizgili park alanları evlere ait, mavi çizgili olanlarda yer bulmak kolay değil (paralı), yeraltı otoparkların ise geceliği 25 Euro civarında. Bir de not; otopark ile ilgili kurallar neyse uyulmalı, yoksa anında ceza kesiliyor. Şehir dışındaki üniversite alanında otopark ücretsiz.
– Konaklama: Şehirdeki oteller Avrupa’nın çoğu şehrine göre pahalı. Önerim, airbnb. 4 kişi olunduğunda oldukça iyi fiyatlara, old town ve çevresinde evler bulunabiliyor.
– Restoran rezervasyonları: Michelin yıldızlılara yaklaşık 6 ay öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Aklınızda olsun, bazı restoranlar yılın sadece belirli dönemlerinde açık oluyor. Ayrıca nisan ayındaki Paskalya öncesinde bazı restoranlar uzun tatil yapabiliyor. Mayıs ile birlikte sezon açılıyor.

san-sebastian-mbcb-09

san-sebastian-mbcb-10

san-sebastian-mbcb-05

san-sebastian-mbcb-06

 
Son söz
San Sebastian, ekonomisi turizme dayalı olmasına rağmen lokal kalmayı başaran, bu değerlere sahip çıkan bir şehir. Alamet-i farikası da bu. Uluslararası markaları, restoranları bir kenara koyalım, yemekleri bile görmüyorsunuz. Benim gibi sezon açılmadan -mayıs ayından önce- giderseniz fazla turist de görmeden yerel bir deneyim yaşama şansınız olabilir. Sanırım ben San Sebastian’a birkaç kere daha giderim. Doyamadım. Aklımda yapacak üç şey var; pintxos bar’ları hatim etmek, arabayla bölgeyi gezmek ve Fransa’ya geçip 1-2 günü Bordeaux’da geçirmek…