Geçenlerde bir yerde okudum; kimin söylediğini hatırlamıyorum; ”Herkesin içindeki ışığı açığa çıkarmak istediği bir dönemdeyiz.” demiş bir trend uzmanı (böyle uzmanların söyledikleri pek bende yer etmez aslında). Po’Boy’un yaratıcısı Cemal Çizmecioğlu kendini anlatırken bu söz aklımdan geçti. Tipik bir Türk hikayesi; aile işini devam ettirmesini isteyen bir babanın oğluna bu konuda eğitim alması konusunda baskı yapması ve baskılara dayanmayıp kendi yolunu çizmeye karar veren bir oğul…

Aklımdan geçen bir başka şey; bugünün dünyasındaki hayata, işe bakış olmasaydı, Po’Boy olur muydu? Çoğu insan artık kendi istediği şeyi yapmak konusunda daha cesur. Herkes iyisiyle, kötüsüyle, başarılarıyla, hayal kırıklıkları ile kendi hayatını yaşamak istiyor; kendi hayatının gerçeğinin peşinde…

(Yazının devamını okudukça yukarıda yazdıklarımı daha iyi anlayacaksınız).

Şaşkınbakkal’da çok güzel sandviçler yapan yeni bir yer açıldığını duyunca, öğle kalabalığı dağıldıktan sonra gittim. Kapının önündeki gökyüzü mavisi sandalyeleri saymazsam siyah-beyaz bir dükkan. Logosunun altında ‘fine sandwich’ yazıyor. Minik bir mutfağı var; içeride genç iki kişi sandviçleri hazırlıyor, bir kişi de siparişleri alıyor (o kişinin Cemal Bey olduğunu sonradan öğrendim). Güzel müzik çalıyor. Foodlab Express‘e ilk gittiğimde de aynı şeyi hissetmiştim; ”ben buraya hep gelirim”. ”Bu üç genç erkeğin olduğu yerde kötü sandviç olmaz” dedim içimden. Yanılmadım da…

poboy_mbcb_05

 

poboy_mbcb_04

poboy_mbcb_03

İki sayfalık; bir tarafında sandviçlerin (iki de burger var), diğer tarafında yan yemekler, salatalar ve içeceklerin olduğu bir menü geldi. Kolay bir menü gibi görünse de seçim yapması zordu. Çünkü sandviçler arasında seçim yapmaya çalışırken elediğim olmadı. 13 sandviç vardı ve 13’ünü de denemek istedim. İlk gidişim olması nedeniyle Cemal Bey’den yardım almaya karar verdim. İlk sorusu;
– Ana malzemesi ne olsun istersiniz?
Cevabım netti,
– Et olsun.
– O zaman sandviçlerden 3 seçeneğiniz var. The Reuben (salamura etli), Phillycheese (antrikotlu) ya da Po’Boy Rozbif.
– Peki en sevilen hangisi?
– Üçü de ama Phillycheese özellikle diyebilirim. Panini ekmeği, antrikot, biber, soğan, fontina peyniri ve biberli gouda ile hazırlıyoruz.
– Tamam ondan olsun o zaman.
– Ekmeği neli olsun? Panini’de sade, çavdarlı, domatesli olabilir.
– Domatesli.

Dedikten kısa süre sonra zeytin ağacından olduğunu tahmin ettiğim bir ahşabın üzerinde kağıda sarılı olarak sıcacık sandviçim geldi. O zamana kadar Po’Boy’da geçirdiğim sürede beklentim çok yükselmişti. Daha ilk ısırıkta burası ile ilgili yanılmadığımı anladım. Nefisti. Genelde sandviçlerde ilk ısırıkta ekmekten başka bir tat alınmaz. Ya malzeme azdır, ya eşit dağıtılmamıştır ya da ekmek olması gerektiğinden kalındır. Phillycheese’de öyle değildi; her ısırık aynı tattaydı (sandviçte bence ilk kural). Sonra et, ne kuruydu ne de az pişmişti ve ağızda dağılıyordu. İçindeki peynirler sandviçi lezzetlendirmişti ve biber beklediğimden çok başroldeydi ancak onsuz bu sandviç eksik olurdu.

Böyle güzel sandviç yapmanın ve böyle güzel bir yer yaratmanın sırrını merak edip Cemal Bey’le konuşmaya başladım. Gerisini o anlatsın.

Kısacık kendinizi tanıtır mısınız?
23 yaşındayım. Bilgi Üniversitesi Lojistik bölümünde okuduktan sonra kendi ilgi alanım olan yiyecek sektöründe iş hayatına başlamaya karar verdim. İlk tecrübem Po’Boy’la birlikte hem bir ihtiyacı gidermek hem de sandviç kültürümüze katkıda bulunmak istedim.

Nasıl doğdu böyle bir yer açma fikri? Fine sandviç ne demek?
Etin, dönerin gurmesi olur da sandviçin neden olmasın diye yola çıktık. Türkiye’de eksik olduğunu düşündüğümüz ‘gurme’ sandviç konseptiyle Amerika, Avrupa, Ortadoğu’dan en beğenilen sandviç reçetelerine yer vermeye çalıştık. Londra’daki gurme sandviç dükkanlarından ilham aldığımızı söyleyebilirim.
Menüyü oluştururken yiyecek kültürümüzün en hızlı ve doyurucu kaçamağı olan sandviçi alışılmışın dışında, her türlü damak zevkine uygun, farklı içeriklerle ve yeni tatlar katarak sunmaya dikkat ettik. Fine sandwich aslında bu demek. Kullandığımız gurme ve taze malzemelerle en lezzetli reçetelere yer verdik. Farklı damaklara; vejetaryenlere, etoburlara, sağlıklı takılanlara uygun sandviçler üretmeye karar verdik.

Dükkanın ve sandviçlerin isimleri nereden geliyor; 1-2 tanesini anlatır mısınız?
Po-Boy; Amerikan sandviç kültürünün en popüler sandviçlerinden birinin adı. 1920’lerde New Orleans’ta çıkan bir grev sırasında bir restoran eylemcilere az masraflı fakat doyurucu sandviçler dağıtmaya başlar. Sürekli bu sandviç için gelen eylemcilere mutfak ekibi; ‘poor boy’ ismini takar. Bu olay dünyadaki en lezzetli sandviçlerden birine ismini verir ve günümüzde daha nitelikli hale getirilerek Po’Boy ismini alır.

Reuben; 1914 senesinde New York’ta, dönemin bilinen aktrislerinden birinin Reuben’in restoranına gelip çok aç olduğunu ve kendisinden bir şeyler türetmesini ister. Söz konusu ünlü bir aktris olunca Reuben çavdar ekmeğini alır, jambon, kızarmış hindi ve ithal İsviçre peynirini lahana salatası ve özel Russian dressing sosuyla harikalar yaratır. Kadın bunun hayatında yediği en müthiş sandviç olduğunu söylerken adının kendi ismiyle anılmasını söyler, Reuben ise kendisine tabii ki de bu sandviçin “The Reuben” olacağı cevabını verir.

Monte Cristo; birçok yemek tarihçisine göre Monte Cristo, Fransız Croque Monsiuer’sünden türeyen bir sandviç çeşididir. Paris’ten California’ya uzanan yolculuğunda değişik isimlerle anılmış (Fransız Sandviçi, French Toasted Cheese Sandwich) ve zamanla reçetedeki halini almıştır.

Basri; 1930’ların meşhur karikatür serisi Blondie’deki Dagwood Bumstead’in yaptığı kat kat yükselen, battal boy, bol malzemeli sandviçinden esinlenerek yapılan ve İstanbul’un en büyük sandviçi olma niteliği taşıyan Dagwood, nam-ı diğer “Basri tipi sandviç” ise, Po’Boy’un menüsündeki hem en doyurucu seçenek olarak göze çarpıyor hem de bu karikatür serisine yetişenlere nostaljik bir his yaşatıyor.

En sevilen 3 sandviçiniz?
Phillycheese Steak ve mekana adını veren karidesli ve rozbifli seçenekleriyle Po’Boy.

Sizin en sevdiğiniz 3 sandviç?
The Reuben; jumbo tost ekmeği, salamura et, marine lahana, karamelize soğan, Fontina peyniri, Russian dressing.
Falafel Pita; falafel, marul, özel tahin sos, isteğe göre turşu.
Monte Cristo (Original ’49); yumurta ile kaplanıp derin yağda kızartıldıktan sonra kırmızı frenk üzümü reçeli ile servis edilir (Jumbo tost ekmeği, dana jambon, hindi füme, Emmental peyniri).

Hayaliniz nedir, yoksa Po’Boy zaten benim hayalimdi mi diyorsunuz?
Önceki hayalim Po’Boy’u hayata geçirmekti; şimdiki hayalim, şubeleşmeye gitmeden kendi yerimizde bir lezzet durağı olmak.

Suadiye Mah. Kazım Özalp Sok. Kazım Kulan Çarşısı 371/27 Şaşkınbakkal
(0216) 360 4242
facebook.com/poboysandwich
10:00-22:00